Beautiful Ulun Danu Beratan Temple in Bali, surrounded by colorful flowers and a serene lake.

Bali: Yerle Göğün Birleştiği Ada

Gece saat on bir suları. Sağanak yağmur altındayız. Etrafımız zifiri karanlık. Dokuz kişi, yağmur ormanlarının içinden geçerek yukarıya doğru tırmanıyoruz. Bin sekiz yüz metre yükseklikteymiş gittiğimiz tapınak. Önde bir Balili gidiyor, elinde bir el feneri, ama o fener sadece kendini aydınlatıyor. En arkadan ben geliyorum. Elimde yalnızca cep telefonu ışığı. Bu halde çıkıyoruz basamakları.

Kimse şikâyet etmiyor. Oysa en başından uyarmıştı rehberimiz: “Emin misiniz? Bakın, çok yağışlı ve karanlık olacak. Ben Baliliyim, ben bile çıkmam bu halde.” Ama ertesi gün uçak vardı ve biz kafaya koymuştuk. O en tepeye çıkacaktık.

Ve çıktık da. Hiçbir şey bizi döndüremedi yolumuzdan.

Aşağıya indiğimizde rehberimiz dedi ki: “Her Balili hayatının bir döneminde buraya mutlaka gelmek zorundadır. Burada atalarımıza saygı sunarız. Bu da benim üçüncü çıkışım. İlkinde çocukken gelmiştim. İkincisinde çocuğum olduğunda. Şimdi sizinle buradayım. Madem bu kadar arzulusunuz, o zaman bu adada sizi götürebileceğim öyle yerler var ki…”

İşte Bali’nin derinliğini anladığım nokta bu olmuştu.

Niyetiniz Nedir?

Öyle bir yer düşünün ki dünyanın bir numaralı turistik adası olsun. Sörfçüsünü de mutlu etsin, balayına geleni de. Ruhsallık peşinde koşanını da doyursun, değişik kültürleri tanımak isteyenini de. Yiyin, için, eğlenin, gezin, aktivite yapın, ritüellere katılın. Ama hepsinin ötesinde, ruhsal dünyanın derinliklerine açılan kapılar barındırsın.

İşte Bali böyle bir yer.

Siz neyi ne kadar isterseniz, o kadarını alırsınız bu adadan. Niyetiniz Instagram’a egzotik fotoğraflar koyabileceğiniz bir gezi yapmaksa, enfes kareleriniz olur. Birbirinden değişik lezzetler tatmaksa, damağınız bayram eder. Rafting yapayım, dalayım çıkayım, yanardağa yürüyüş yapayım derseniz, buyrun, her türlü aktivite mevcut. Şifacılarla çalışayım, meditasyon yapayım derseniz, bunları da sunar size.

Bu sebeple gelmeden önce niyet etmelisiniz. Bali’den ne istiyorsunuz? Niyetinize göre yanıt alırsınız buradan.

Bali, ne kadar derinleşmek isterseniz size kendini o kadar açar. Eğer sadece gittim, gördüm, girdim, çıktım yapmak isterseniz, adadan o kadarını alırsınız. Muazzam kareler yakalarsınız. Uluwatu’ya, Ulun Danu Beratan’a, Tanah Lot’a gidersiniz tapınak niyetine. Sonra anlatırsınız havalı havalı, Bali’ye gittim de şöyle enfesti, böyle nefisti. Hâlbuki daha hiçbir şey görmediniz.

Katman Katman Açılan Bir Ada

Bali’nin bana derinliklerini açması dört yolculuk sürdü. Uçaktan baktığınızda bir ucundan diğerini görebildiğiniz, kuzeyinden güneyine doksan kilometre genişliğinde böyle ufak bir yerin bu kadar büyük zenginliğe sahip olması inanılmaz. Konya’nın yedide biri kadar bir ada düşünün. Rehberimiz kırk sekiz yaşında, doğma büyüme Balili, hâlâ gitmediği yerler var.

Ben o kadar kaldım, o kadar gezdim, ama hâlâ gitmediğim o kadar çok yeri var ki. Tıpkı bir soğan gibi katman katman açıyor ada kendisini ada.

İlk gittiğimde ziyaret ettiğim birçok yere artık gitmiyorum mesela. Çünkü fark ettim ki oralar sadece fotoğraf çekilmek için güzel yerlermiş. Enerjisel açıdan benim aradığım yerler değillermiş. Evet, Bali denildiğinde ilk akla gelen, masaüstünüze resimlerini koyabileceğiniz ziyaret noktalarından bahsediyorum. Görsellik gerçekten çok güzel, ama gelin görün ki binlerce turist arasında çok da keyifli olmuyor. Ben bir yere gittiğimde oranın enerjisini hissetmek isterim. O kalabalıkta o enerjiyi hissetmek ne mümkün.

Daha derinleşmek isterseniz, adanın ortalarına doğru ilerlersiniz. Ubud tarafına doğru biraz. Ama orası da Batılılar akın ettikçe doğallığını gitgide yitirmiş. Hâlâ çok güzel, ama orijinal Balili varken insan neden Amerikalı bir yoga hocasından ders almak için Bali’ye gelsin ki?

Taş yerinde ağırdır. Kaliforniyalı Kaliforniya’da güzel. Bali’nin her tarafı Kaliforniyalılarla kaplanırsa bizim Alaçatı gibi olur işte. İzmir’de güya, ama İzmir’den uzakta.

Doğuya doğru gidin. Yanardağların eteklerine doğru. Oralarda daha az turistik, ama yine de bilinen tapınaklar var. Onlar biraz daha tatmin eder.

Ama yetmedi mi? Daha da derinleşmek mi istiyorsunuz? O vakit adayı iyi bilen bir adalıyı alacaksınız yanınıza. Onlar turist kitaplarında yazmayan yerleri iyi bilirler. “Götür beni kimsenin gitmediği yerlere” diyeceksiniz. Sizi adanın kuzeyine çıkartacaklar. Kolay kolay kimseler görmez oraları. Ama neler vardır neler.

Adanın kuzeyi deyince de kolay bir yolculuk zannetmeyin. Doksan kilometre yol, ama üç buçuk saatte gidiliyor.

İlk Yolculuk ve Nusa Dua’daki İsyan

Bali’ye ilk seferimde adaya yabancıydım ve daha önce gitmiş arkadaşların yaptığı programla hareket ettik. Fakat şimdi görüyorum ki o program gayet “hafif”ti ve ortalama bir Amerikalı spiritüel turiste göre hazırlanmıştı. Zaten üçüncü gününde bizimkiler de isyan etmişlerdi, “Bu ne yahu?” diyerek.

Aklınızda olsun: Bali’de Nusa Dua, lüks oteller bölgesidir. Oraya bir günlüğüne denize girmeye gidebilirsiniz. Ama “tatile gidiyorum Bali’ye” deyip, on dört saatlik uçak yolculuğunu çekip kendinizi Nusa Dua’ya kapatacağınıza Antalya’ya, Belek’e gidin. Daha az zahmet çekmiş ve daha iyi bir deniz bulmuş olursunuz. Hele ki kültürel veya ruhsal bir yolculuk niyetindeyseniz, Nusa Dua’yı hiç düşünmeyin.

İlk yolculuğumuzda beş gün kalmıştık orada. Çıkan isyan sonucu ben çözüm arayışına girdim ve o anda rehberimiz Dada ile tanıştım. Evet, ilk günden beri bizimleydi, ama onunla ilk gerçek iletişimim o isyan esnasında oldu.

Bana dedi ki: “Hasan, ben olsam bu turu böyle yapardım.”

Rotayı çizdi. O gün onun dediği gibi yaptık. İşte gerçek Bali ile o gün tanıştık ilk. Bu ilk yolculuğun en güzel armağanı Dada olmuştu bana. Ve yine o yolculukta Balili şifacılarla da tanışmıştık. O ana kadar teknikler öğrenmekle gerçekleştiğini sandığım şifacılığın doğal haline ilk kez orada şahit olmuştum.

Yine de çok keyif almıştım Bali’den. Ada ile bir merhabalaşmıştık.

Bali Zamanı

Bali’ye ikinci sefer gittiğimde artık yolculuk lideri bendim ve tüm planları Dada ile birlikte yapıyorduk. Fakat Bali, bu bağlamda rahat bir alandır. Mesela Mısır’a gittiğinizde plan bellidir ve ona uyarsınız, pek değişiklik yapamazsınız. Ama Bali’de “Bali Zamanı” işler. Hiçbir şey için acele edilmez, her şey kendi zamanında akar.

Zaten yolculuk esnasında da o sabahki ruh hâlimize göre belirliyorduk gideceğimiz rotayı. Kimse “Hasan, planda bugün bu yazıyordu, oraya mı gidiyoruz?” demiyordu bile. Hatta o kadar akıştaydı ki herkes, kimse nereye gittiğimizi bile sormuyordu. Zaten sorsalar bile gittiğimiz yerlerin adını bir tek Dada doğru söyleyebiliyordu. Ben hâlâ birçok tapınağın adını bilmem.

Bali’yi elinizde programla, gün be gün gezmeyeceksiniz. Oraya gideceksiniz ve anın ruhunu takip edeceksiniz. Yanınızda da adayı avucunun içi gibi bilen bir yerel rehberiniz olacak. Çünkü Bali’yi kesinlikle internette okuyacağınız bloglarla ya da videolarla tanıyamazsınız. O kadar çok rota ve yer var ki bu küçücük adada. İnternette okuyacağınız yerler, evet, en popüler olanları. Ama öyle noktalar var ki yalnızca yereller bilir.

Hepsini ziyaret etmek için belki uzun süre orada kalmanız lazım. Ama bazı alanların enerjileri de çok güçlü olduğu için “her gün bir yer görelim” diyemiyorsunuz.

Her Ziyaret Başka Bir Çağrı

“Bali nasıldı?” diye soruyor dostlar. Aslında sorunun esası şu: “Bu seferki Bali nasıldı?” Çünkü hiçbiri birbirinin aynısı olmuyor. Anın ruhu farklı, gelen dostlar farklı. Sanki o vakitte, dünyanın o bölgesinde olmamız için toplanıyoruz bir araya ve birlikte çıkıyoruz seyre.

Geçen seneki Bali seyahatimizle bu seneki bambaşkaydı ve bunu belirleyen biz değildik. Anın ruhu ve akış getirdi bizi buralara.

Mesela Çin takviminde Yılan Yılı’na Bali’de gireceğimizden, ancak oraya gittiğimizde haberimiz oldu. Yine bir sabah “Hadi Ganesha’yı ziyaret edelim” dediğimizde, o günün Balililer için gün boyu Ganesha’ya dua edilen özel bir vakit olduğunu yolda öğrenmemiz gibi. Bunlar takvime bakarak ayarlanmıyor. Şu tarihte gidelim diyoruz ve öğreniyoruz ki tam da vaktinde oradayız.

Yılan Yılı’na giriş de Bali’de bizim için tam bir deri değiştirme süreci oldu. Önceki derimizi orada bıraktık ve yenilenmiş olarak geri geldik.

Sınav

Siz o kadar emek verdiniz ya, artık Bali de istiyor sizi. Çünkü o da sizinle kendisini yeniden keşfediyor. Fakat önce bir teste tabi tutar. Bakalım aşkınıza ne kadar sadıksınız diye.

Gece yarısı, sağanak yağmur altında, bin sekiz yüz metredeki tapınağa sadece cep telefonu ışığıyla tırmanma daveti yapar size. “Deli misin?” demek yok. Son sınav budur.

Ve geçerseniz eğer, rehberinizin diliyle konuşur, neşe içinde. Tıpkı o gece yarısı Dada’nın bize söylediği gibi: “Daha nice yerlerim var görülecek. Gelecek sefere bunlar için hazırlanın.”

İşte o anda anladım Bali’nin derinliğini. Kendini katman katman nasıl açtığını. Sadece görünürde değil, görünmeyende de nice alana geçit olduğunu.

Bali aşktır. Bali rahimdir. Bali derindir. Bali keşfedilmeyi ister, emek ister.

Tatil Değil, Tur Değil: Ziyaret

Bali’ye Batılı kafasıyla giderseniz oranın ruhunu anlamakta çok zorlanırsınız. Orası başka bir dünya. Belki de bu yüzden onca Batılıyı çekiyor.

Ama gönlünüzde o bağlantının niyetiyle gitmişseniz, hele de özel bir niyazınız varsa ve yanınızda adayı iyi bilen yol göstericileriniz varsa, tatil diye düşündüğünüz bu süreç öyle bir yolculuğa dönüşüyor ki adaya ayak basan siz ile dönüşteki siz aynı olmuyorsunuz. Olamıyorsunuz.

İşte bunun adı ne tatil oluyor ne de tur. “Seyahat” veya belki de “Ziyaret” çok daha manalı oluyor.



Şimdi sorun kendinize: Eğer Bali’ye gitmek niyetindeyseniz, ne kadarını istiyorsunuz? Veya daha önce gördüyseniz, ne kadarını gördünüz, daha ne kadarını görmeye hazırsınız?

Bu adaya giderken esas niyetiniz ne?

Sonra çıkın yolculuğunuza. Niyetiniz gerçek olsun sizinle.

Bu Yazı Dizisinin Diğer Bölümleri

Bali’yi bir tatil olarak değil, bir ziyaret olarak yaşamak isterseniz, Journey of the Soul Travel ile çıktığımız Bali yolculuklarının tarihlerini ve rotasını inceleyin. Kontenjan sınırlıdır, çünkü bu adaya kalabalık gidilmez.
[Bali Ziyaretini İncele] →

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir