Captivating image of Boudhanath Stupa in Kathmandu, Nepal, with vibrant colors and intricate details.

Kathmandu’da Ölüm Bana Hayatı Anlattı


  Nepal & Bhutan Yolculuğu • Bölüm 2/4  

Bhutan’a gitmeden önce bir eşikten geçmek gerekiyordu: Nepal’den. Kathmandu Vadisi, dinginliğe varmadan önce yaşanması gereken bir kaostu sanki — ve o kaosun içinde, hiç beklemediğim bir yerde, hayata dair ağır bir ders aldım.

Dünyanın Çatısına İniş

Yaklaşık yedi saatlik bir uçuşun ardından uçağımız Kathmandu’ya yaklaşmıştı. Sadece Everest’i değil, yeryüzünün en yüksek sekiz noktasını barındıran Nepal’e “Dünya’nın Çatısı” denmesinin boşuna olmadığını anlamak için uçaktan bakmak yeterliydi. Öyle bir gündoğumu vardı ki karşımızda, insanın ruhunda ilahi şarkılar titreşiyordu. Sonra bulutlar çekildi aradan ve Nepal’in yemyeşil tepeleri baş gösterdi. İlk defa uçağa bu kadar yakın yeryüzü şekilleri görüyordum. Bir süre sonra tepelerdeki tek tük evler yerini çoğalan yapılaşmaya bıraktı ve uçağımız Kathmandu havalimanına indi.

Kathmandu’nun İlk Hali

Vize işlemleri, bavullar derken havalimanından çıktık ve yumuşacık bir hava karşıladı bizi. İçime çektim o havayı. Ufuktaki karla kaplı dağlara baktım. İçim yumuşadı. “Ne güzelmiş burasının enerjisi” dedim kendi kendime.

Sonra otobüsümüze bindik, otelimize doğru yola çıktık. Nepal’e gelmeden önce aklımda mistik, doğa içinde, neredeyse Kar Adamı Yeti’yi görebileceğiniz bir ülke canlanmıştı. Fakat otobüs Kathmandu caddelerinde ilerledikçe “Amanın burası ne böyle” oldum. İzbe binalarla dolu, acayip gürültülü, toz içinde, trafiğin delice aktığı bir kentti karşımdaki. Kahire’ye çok benziyordu bu yönüyle — ama farkını günler ilerledikçe yaşayarak anlayacaktım: Kahire’de otobüs sizi sadece şehir dışındaki ziyaret noktalarına bırakıyordu, bu yüzden şehrin olumsuz yanları sizi pek etkilemiyordu. Kathmandu’da ise tüm ziyaret mekânları şehrin göbeğindeydi ve oraya otobüs giremiyordu. Kathmandu’yu ciğerlerinize kadar çekmek zorundaydınız — ve çekecektik de.

Pashupatinath’ta Ölümle Yüzleşmek

Karşımdaki odun yığını alev alevdi. Aynı anda maruz kaldığım yoğun duman ve yanmış et kokusunun beni uzun süre terk etmeyeceğini bilmiyordum — ama aynı gece otel odasında bir öksürük krizine tutulunca, sebebinin bu ölü yakma töreni olduğuna kanaat getirecektim.

Pashupatinath, şehrin tam göbeğinde kocaman bir Hindu tapınağıydı; ortasından Nepal’in en önemli nehri Bagmati geçiyordu. Bu nehir Himalayalar’dan doğuyor, ileride Ganj’a karışıyordu — ölmüş Nepallilerin külleriyle birlikte. Nehrin kıyısında ölü yakma alanları vardı ve siz dibine kadar girip bu sahneleri izleyebiliyordunuz. Bu bir vahşet değildi elbette; tarım alanı az, ağacı bol bir toplum, ölülerini defnetmek için kendince en anlamlı yöntemi bulmuştu. Fakat bunun şehrin tam ortasında olması, ve bizim gibi meraklı yabancıların bu sahnelerin dibine kadar girebilmesi ilginçti.

En ağırı ise, henüz yeni ölmüş genç bir kızın törenini izlememiz oldu. Yirmili yaşlarında bir kızdı. Nehrin kenarında yüzü açık biçimde yatıyordu; geleneklere uygun olarak nehrin suyuyla yıkıyorlardı onu. Ailesi ve yakınları sessizce izliyordu olan biteni. Sadece tek bir kişi hüngür hüngür ağlıyordu — belki aşığıydı, belki en yakın arkadaşı, belki kardeşi. Ama kız gerçekten o kadar gençti ki… Gözlerimiz kilitlenmiş halde izliyorduk bu sahneyi. Az sonra turuncu kefenine sardılar onu ve yakma alanına götürdüler. Sonra genç kızın bedeni havaya karışacaktı; kendisinden kalanlar Bagmati Irmağı’na.

Tapınağın kendisini ziyaret edemedik, çünkü Hindu değildik. Daha önce Bali’deki Hinduizm’le karşılaşmış ve yumuşaklığına bayılmış biri olarak, bu topraklarda çok daha sert bir Hinduizm’le karşılaşıyordum. Peki dedim içimden — ben yine de inançlarınıza ve tanrılarınıza saygılıyım. Nasıl isterseniz. Ölü yakma törenlerini bir kere izlemek yetmişti bana; o gün öğrendiğim şey, ölümle bu kadar çıplak yüzleşmenin, aslında hayata nasıl baktığınızı da değiştirdiğiydi.

Patan ve Durbar Meydanı

Patan Meydanı’na doğru yürürken vızır vızır motosikletler geçip duruyordu çevremden. Ortalık, Kathmandu Durbar Meydanı’na göre biraz daha sakindi. Durbar Meydanı’nı gündüz ziyaret etmiştik — Kathmandu’nun antik merkezini. Kraliyet Sarayı ve çevresinde konuşlanmış irili ufaklı onlarca tapınak; bildiğiniz açık hava müzesi, zaten UNESCO Dünya Mirası listesindeydi bu meydanlar. Orada, Kumari’yi de gördüm — bedenlenmiş Tanrıça olarak kabul edilen bir kız çocuğu. Tanrıça’nın bir kızda bedenlendiğine inanılıyor, ergenlik çağına kadar ona Tanrıça gibi davranılıyor, sonra emekli edilip yenisi aranıyor. Tüm çocukluğu boyunca Tanrıça gibi davranılmış bir kız, sonrasındaki hayatını nasıl yaşıyor acaba? Cidden merak ettim.

Diğer adı Maymun Tapınağı olan Swayambhunath’ı gördüm, hızlıca da olsa Boudhanath’ı. İkisi de büyük Budist stupasıydı. Her ikisinin enerjisi de harikaydı — sanki bu topraklarda Budizm’in enerjisi Hinduizm’e oranla daha süptildi, ya da bana öyle geldi. Rehberimize Hinduizm felsefesinden biraz bahsetmesini istediğimizde doğru düzgün bir yanıt veremedi; oysa Bali’deki rehber aynı soruya uzun uzun, derinlemesine cevap verebilmişti. Sanırım bu, kültürlerin yapısından kaynaklanıyordu — burası dağlık bir bölgeydi ve inançlar daha sert, daha keskin haliyle yaşanıyordu.

Bhaktapur’un Renkleri

Bhutan’dan önceki son büyük duraklarımızdan biri Bhaktapur’du — Nepal’in belki de en güzel noktalarından biri. Her yer kiremit kırmızısıydı; fotoğrafik açıdan gerçekten şahane bir yerdi. Kathmandu’ya oranla çok daha sakindi. Otantiklik had safhadaydı; nereye kafanızı çevirseniz ayrı bir kare karşınıza çıkıyordu. Kesinlikle Kathmandu Vadisi’ndeki en güzel bölgeydi bence. Zaman ilerledikçe gerilim yerini dinginliğe bırakıyordu, ve biz de tadını çıkarmaya başlıyorduk bu güzelim tarihi şehrin.

Dhulikhel’de Bir Sabah

Karşımda uzun uzadıya Himalayalar uzanıyordu; Himalayalar’dan ötesi Tibet’ti. Gün batımını izliyordum uzun uzun. Yanımızda Ram vardı, bir çoban aslında — bizi otelden çıkıp gün batımını izleyebileceğimiz bir noktaya, bölgedeki en yüksek yere çıkarmıştı. Nasıl güzel bir İngilizcesi vardı anlatamam; ezbere değil, gerçekten biliyordu dili. Manzara olağanüstüydü — yemyeşil tepelerin ardında bembeyaz Himalayalar uzanıyordu, üzerlerinde bulutlar. Güneş hepsinin arasından vedalaşıyordu bizlerle.

Sabah 4:30’da uyandım. Elektrik yoktu — bölgede belli saatlerde kesiliyormuş. Karanlıkta da olsa hazırlandım, kafaya koymuştum çünkü: o tepeye çıkacaktım güneşin doğuşunu izlemek için. Hava bulutluydu, güneş bulutların ardında doğdu; manzara yine de muhteşemdi ama beklediğimiz gibi değildi. Bulunduğumuz tepede Tanrıça Kali’ye adanmış küçük bir tapınak vardı. Derken yoğun bir müzik sesi gelmeye başladı çevreden; elinde teybiyle yaşlıca bir amca belirdi yanımızda. Bize selam verdi, tapınağa girdi, orayı yıkadı, sonra da içeride yoga yapmaya başladı. Biz doğayı, güneşi bırakıp onu izledik. Zorlu asanaları yapıyordu Tanrıça’sının önünde, sonra çıkıp dışarıya “Ommmm” diye bağırıyordu. Sonradan öğrendiğime göre köyün bakkalıymış, her sabah bu ritüeli oğluyla birlikte yapıyormuş. Sabahın armağanı oldu bu amca bize.

Boudhanath’ta Vedalaşma

Nepal’deki son günümüzde, dünyanın en büyük Budist stupası olan Boudhanath’ın etrafında dönüyorduk saat yönünde. Kathmandu’nun en güzel noktasıydı burası bence — hem stupa çok güzeldi, hem çevresindeki meydan. Enerji o kadar zarif ve neşeliydi ki…

İçimden konuşmak gelmiyordu ama başka türlü nasıl iletişim kuracağımı da bilemiyordum. Bir ara gelecekteki bir projeden bahsetmeye başladım, pozitif bir konuydu — ama birinci dakikada sustum. Fark ettim ki, ne kadar güzel bir şeyden bahsediyor olursak olalım, düşünmenin, geleceğe dair plan yapmanın enerjisi çok ağır geliyordu o an. Bu hafifliği, birkaç gün sonra Bhutan’da, Paro Taktsang’dan inerken çok daha derinden yaşayacaktım. Ama o gün, Boudhanath’ın etrafında dönerken, bu hafifliğin ilk kırıntılarını almıştım bile.

Nepal bir eşikti. Kalabalığıyla, ölümüyle, rengiyle, gürültüsüyle — hayata dair bir şeyler öğretti bana, daha Bhutan’a varmadan. Asıl kapı birkaç gün sonra, Paro Taktsang’ın sessizliğinde açılacaktı.

*(Bu yolculuğun Bhutan ayağını okumak için: Kaplan’ın İni’ne Çıkarken Kendimle Kavuştum →)*

*(Nepal-Bhutan turu detayları hakkında bilgi almak için bize mail atabilirsiniz. →)*

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir